22 Ekim 2018
%AM, %13 %412 %2018 %08:%Tem

Sınırları aşmak ve öğretilmiş rollerin dışına çıkmak!

Onlar ise  Nisan güneşinin sarı sıcak renginde, mavinin engin sonsuzluğunda bin bir tonunda, ağacın yeşil yaprağında, kuşların kanat çırpşlarında, çiçeklerin kokusunda, doğanın diyardan diyara dolaşan özgürlük çağrısındadlar, çocukların gülüşlerinde iyi ve güzel şeyler için yaşanılıyorsa onlar hep iyi ve güzel şeyler için yaşadılar

HABER MERKEZİ(13.07.2018)-Sınırları aşmak öğretilmiş rollerin dışına çıkmak  dayatılan dünyanın ötesinde başka bir dünyaya  kap açmaktır.   Bireyin devrimcileşme süreci sancılı bir süreçtir, kapitalizmin dayatmış olduğu külturle birlikte bireyin devrimcileşme aşaması alışkanlıklardan kopmak tabiki kolay olmuyor  ve kendisiyle birlikte getirmiş olduğu küçük burjuva özelliklerin toplamı kollektif içerisinde nicelden nitelige dönüşme sürecini  yaşamak zorundadır. Buu evre icerisinde örgüt, bireyin kapitalsit kültürden  sosyalist kültüre geçişinin bir aracıdır tabiki. Bununla sınırlayamayız örgütü, artık birey birey olmaktan örgüt olmaya geciş yapar.

Düzen /sistem insanlığın  neye üzüleceğini, neye sevinecegini,  ne için mutlu olacağımızı, nerede korkacağımızı öncesinden ezberlli roller olarak insanlara dayatmıştır. Devrimci dünya ise yeni bir safağin doğuşudur.  Aile, akraba yapısına, arkadaş çevrsine,  iş ortamına,  sevgili ilişkisine, sistemin bütün çürümüş ilişkilerinden, gelenekselliginden  kökten bir kopuştur. Bireysel kurtuluş yerine toplumsal kurtuluşu benimser, örgütlü birey yaşamın her alanında özne haline dönüşür, dönüşmek zorundadır. Devrimcilik hayatı anlamak, sevmek, değiştirmek ve yeniliklere açık olmak, bilgiyi bilince çıkarmak, yaşamın çelişkilerini kavramak, pratikleştirmek, aşmak ve özgürleşmek zorundadır.

Kelimelerin, kavramların bile yaşamda yansıması varken, sosyalist düşüncenin pratikte yansıması olmalıyız. Söyledikleirmizle çözümlemelerimiz bir adım önde olmak durumundadır. Zor zamanların insanı olmak bir tercih değil, zorunluluktur. Yaşamın anlamı ve sancıları ise insanlığın özgürlük ve kurtuluş mücadelesi uğruna ölümsüzleşenlerimizin anılarında saklıdır. Doğum ve ölüm insanların ortak olgusu ise ve nasıl ki doğum yaşamı anlamlandırıyorsa, ölümde bir o kadar yaşamı anlamlandırmlıdır. Ölümü anlamlandırmak yaşamın yansımalarından, öğretilmiş rollerinden, çelişkilerden sıyrılıp ve ölümsüzlüğün sırrın keşfetmektir. Kimilerine sorarsanız ölüm benden uzak olsun, allah gecinden versin, sevdiklerini bir daha görememek, düşünülmek istenmeyen şey korku ve ürperti insandan bir boşluk olarak kalır belkide. Diger yandan ise o kadar sade yalınki yaşamın tüm sancılarını ilmik ilmik işleyerek emekçilere sınırsız bir sevgiyle tarihin sayfalarına iz bırakarak sonsuzluğa yürümek.

Devrimin ruhu özgürlük mücadeleside umutlarını sonsuzluğa bırakanlarla yaşar!

 Her devrimcinin ölümsüzlüğü hayata,  doğaya anlam katar. Doğada birer gelincikçiçeği olarak devam ederler, çünkü yaşamlarıda gelincik kızıllığındadır. Geride kalan yoldaşlarına ise birer çağrıdırlar. Yeni bir hayat bırakırlar yoldaşlarına. Kendilerinin göremeyecekleri bir hayata kendi iradeleri ile yaşamlarını şekillendirerek ölümsüzlüğün şiirini keşfederler. Duygu ile aklın bir bütünlüğünü sağlarlar, başka bir dünyaya göz kırparlar. Bilirler o şanlı günde yoksul dünya halklarının nasıl onları saygıyla anacaklarını bilirler. Düştükleri yerden kızıl bayrakların nasıl sallanacaklarını bilirler. Çocukların gülüşlerindeki sadeliği bilirler, annelerinin öfkeli gözyaşlarını bilirler, nasıl dövüşeceklerini bilirler, yaşamlarının kısa ama yaşadıkları hayatlarının anlamlı olduklarını aslında insanın ölümsüzleşip ölümsüzleşmeyeceği kendi iradesindedir.

Bunca yoksulluk ve katilamların oldugu bir dünyada dövüşmekten başka bir çare varmıdır? Her devrimci kendi pratiğinin urunu ise irademizin istemiyle yıldızlaşabiliriz demektir. Tıpkı bizden önce gidenler gibi ölümü küçültmek ve adanmışlıkla ölümü aşmak, bize düşende bu olmalıdır. Çünkü devrim yaşamı uğruna ölecek kadar sevenlerle birlikte gelecektir.

Onlar ise  Nisan güneşinin sarı sıcak renginde, mavinin engin sonsuzluğunda bin bir tonunda, ağacın yeşil yaprağında, kuşların kanat çırpşlarında, çiçeklerin kokusunda, doğanın diyardan diyara dolaşan özgürlük çağrısındadlar, çocukların gülüşlerinde iyi ve güzel şeyler için yaşanılıyorsa onlar hep iyi ve güzel şeyler için yaşadılar.

Bir Halkın Günlüğü okuru